<%Allah Aşkına%>



BÜLENT DEMİRBAŞ'IN SİTESİNE HOŞGELDİNİZ
ANA MENÜ

  • ANA SAYFA

  • PROFİLİM

  • ARŞİV

  • RSS

  • KATEGORİLERİM

  • SON YAZILARIM

  • selam
  • Teenniye davet
  • AK Parti'nin PKK planı?
  • Kim ne derse desin Türkiye’de çok güzel şeyler oluyor
  • CHP nereye koşuyor?
  • merhabalar...
  • "Be Kir" için özür diliyorum!
  • Allah kelâmı değil!..
  • 60'ıncı 'Güzel Sanatlar Kabinesi'
  • Oruç, vücudu nasıl temizler?
  • Hosgeldin Ramazan
  • Van Gülü…
  • Anne anne, Allah bizi görüyor
  • Açlıktan ölen servet sahibi
  • İşsiz öğretmenler
  • Hükümetten 'memur maaşına' son öneri
  • Said Nursi Baydemir'e ne dedi?
  • Ilımlı İslam! Görenlerin en yakın gazeteye müracaatları
  • Eğitim yılı başlarken....
  • Gül’ün seçilmesi kimler için birer kâbus…
  • İşte karşınızda 60. Hükümet
  • Atatürk ile Gül'ün benzerlikleri
  • ÖZGÜRLÜKÇÜ SEZER'DEN BUGÜNKÜ SEZER'E
  • Bu günlerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize, bereketi evini
  • Başörtüsü sorunu, üç kelimelik bir değişiklikle aşılıyor
  • REKLAM ALANI
    HABERLER
    İSLAM

    Veda Hutbesi

    Bismillahirrahmanirrahîm

    EY İNSANLAR!
    Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

    İNSANLAR!

    Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.

    ASHABIM!

    Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.

    ASHABIM!

    Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

    ASHABIM!

    Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.

    İNSANLAR!

    Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

    İNSANLAR!


    Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

    hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


    MÜ'MİNLER!


    Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

    MÜ'MİNLER!

    Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


    ASHABIM!

    Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

    İNSANLAR!

    Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

    İNSANLAR!

    Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

    İNSANLAR!

    Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

    "-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

    Şahid ol yâ Rab!

    Şahid ol yâ Rab!

    Şahid ol yâ Rab!

    ZİYARETÇİ DEFTERİ Ziyaretçi Defteri
    LİNKLER
    Devletim.com
    TC Kimlik No
    Vergi Kimlik No
    ÖSYM Sonuçları
    SSK Hizmet Dökümü
    İnternet Vergi Dairesi
    Motorlu Taşıtlar Vergisi
    Telefon Rehberi

     
    Milli Eğitim Bakanlığı
    Karayolları (Yol Durumu)
    Meteoroloji (Hava Durumu)
    ÖSYM
    A.Ü. Açık Öğretim Fakültesi
    Milli Eğitim Vakfı
    Başbakanlık
    SAYAÇ

    AK Parti'nin PKK planı?
    12/12/2007<>21:17
    kategori: haber

    Terörü konuştuğumuz hükümete yakın bir yetkili, önceki dönemlerde bu konuda alınan tedbirlere ilişkin bir eleştiride bulunurken, kendi özlemini dile getiriyordu.

    Eleştirisi şuydu: Alınan tedbirler, hiçbir zaman birbirini tamamlayan planın parçaları şeklinde ortaya konamadı. Terörün uluslararası bağlantıları sürerken, askerî operasyonla sonuç almak imkânsızdı. Aynı şekilde, halkı kazanmadan, dağa çıkışları önlemek ve diğer yöntemlerden netice almak kolay değildi.

    Aynı yetkili, özlemini ise şöyle ifade ediyordu: Önce, bölge insanının güvenini yeniden kazanmak. Bunu, mantıklı ekonomik ve demokratik açılımlarla desteklemek. Ardından, terörün dış bağlantılarını asgariye indirerek, dünyadan izole etmek. Sonra, bir yandan teröristlerin rahatını kaçıracak askerî operasyonlarla dağdaki hayatı zorlaştırırken, diğer yandan eve dönüşü sağlayacak formüller üretmek. Ancak bu adımları eşgüdümlü atarsak, sonuç alırız.

    Bu noktada kamuoyunun merak ettiği husus, güçlü bir iktidar olma fırsatı yakalayan AK Parti'nin, bu özlemi gerçeğe dönüştürecek bir plana sahip olup olmadığıydı. Hükümetin politikası, artan saldırılar ve kamuoyu baskısına karşı bir reaksiyondan mı ibaretti, yoksa bir plan çerçevesinde mi hareket ediliyordu?

    Hatırlarsanız, Başbakan Erdoğan, Ağustos 2005'te Diyarbakır'a yapacağı gezi öncesinde, aydınlarla görüşerek çözüm önerilerini dinlemiş ve bu, kapsamlı çözüm arayışının işareti olarak görülmüştü. Hatta bu görüşmelerin birinde, Erdoğan, şöyle demişti: "Kürt sorunu da bu ülkede ayrılıkçılık, şiddet ya da toplumsal barışı bozan yöntemler yoluyla ele alınabilecek bir sorun değildir..." Ayrıca o tarihlerde Erdoğan'ın, bir danışmanına konuyla ilgili rapor hazırlattığı medyaya yansımıştı. Ancak bu yılın başında, Başbakan'ın kendisine yöneltilen 'Kürt meselesi hakkında ne düşünüyorsunuz?' sorusuna, "Kürt meselesi değil, terör" şeklinde bir cevap vermesi, bu yöndeki çabalardan vazgeçildiği şeklinde yorumlandı.

    Halbuki, AK Parti'nin, 22 Temmuz'da bütün Türkiye ile birlikte Doğu ve Güneydoğu'da elde ettiği seçim başarısı, hükümetin bu konuda bilinçli bir politika izlediğini gösteriyordu. Sağlık, eğitim, ulaştırma alanındaki çalışmaların, bölge insanının devlete güvenini tazelemede etkili olduğu anlaşılıyordu. Demokratik reformlar Avrupa cephesinde ilk kez PKK'ya karşı Türkiye'nin elini güçlendirirken, tezkere kararıyla Washington'a çıkarma yapan hükümetin ABD ve Irak yönetimine yaptığı baskı, terör örgütünün dışlanmasına yardımcı oluyordu. "Kürt sorununu kim çözer?" başlıklı yazısında Prof. İhsan Dağı, gelinen noktayı şöyle özetliyordu: "PKK çok ciddi bir taban kaybetmiş, Kuzey Irak yönetimi tarafından dışlanmaya başlanmış ve ABD tarafından 'düşman' ilan edilmiştir. DTP, temmuz seçimlerinde başarısızlığa uğramış, AK Parti, Doğu ve Güneydoğu'nun 23 ilinden 17'sinde birinci parti olmuş, tüm bölge illerinde oylarını artırmış, bölgesel desteği Türkiye ortalamasının üstüne çıkmıştır."

    Ancak yine de kamuoyu, bu neticeyi, kapsamlı bir planın sonucu olarak görmüyordu. Olsa olsa bu tablonun, kapsamlı plan için uygun konjonktür oluşturduğunu düşünüyordu.

    Ancak bölgede yapılan insani çalışmalar, terörün dış desteğini kesmeye yönelik diplomatik girişimler ve yürürlüğe konan askerî adımlardan sonra, Erdoğan'ın geçen hafta da dağdakileri indirme projesine yönelik ipuçları vermesi, herkesin bir basın toplantısıyla duymak istediği kapsamlı çözüm planının, aslında çoktan uygulanmakta olduğu ihtimalini gündeme getiriyor.

    Nitekim geçen hafta Pakistan yolunda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün "Bu soruna karşı kapsamlı bir planınız var mı?" sorumuza verdiği cevap da hükümetin elinde bir yol haritası olduğunu gösteriyordu. Başbakan yardımcısı sıfatını taşıdığı dönemde Terörle Mücadele Üst Kurulu'na başkanlık eden Gül, böyle bir planın olduğunu ve Erdoğan'ın Diyarbakır gezisinden sonra uygulamaya konduğunu söylüyordu. Plan, MGK'da devletin tüm birimleri tarafından tartışılmıştı. Yol yapımından köylere su götürmeye, çocuklara Türkçe öğretiminden gençlerin teröre kaymasını önlemeye yönelik faaliyetlere kadar birçok unsuru içeren planı, Başbakanlık'a bağlı Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü koordine ediyordu. Sürekli güncellenen planda her konuya ait performans kriterleri vardı ve sonuçlar her üst kurul toplantısında gözden geçiriliyordu.

    Ne dersiniz, kamuoyu hâlâ teröre karşı kapsamlı bir çözüm planı beklerken, Türkiye'nin bu ağır sorunun üstesinden gelmesi hepimizi memnun etmez mi?

    yok yorum :: <%TrackbackCount%> trackbacks :: link
    { Sayfa 1 of 9 }
    <- : : Sonraki Sayfa ->

    Ayıraç kodları

    Allah kelâmı değil!..
    21/9/2007<>21:05
    kategori: haber

    Önce şu tespiti yapalım: Hiçbir anayasa Allah'ın kelâmı değildir. Hiçbir anayasa "mükemmel" değildir; "değişmez" değildir. Nitekim, "değiştirilmemiş" bir anayasa da yoktur. Toplumların mukadder gelişmelerini göğüsleyebilmeleri için, anayasaların zaman zaman revize edilmeleri kaçınılmazdır.

    Gelmiş geçmiş anayasaların tümü, kimi maddelerinin revizyonu, kullanılan tanımların değiştirilmesi veya yeni eklentilerle değişikliğe uğramışlardır. Bu bağlamda, Türkiye Cumhuriyeti anayasalarının da, son günlerde sıkça duyduğumuz alçaltıcı bir ifadeyle, "kırk yamalı bohça"ya benzemeleri eşyanın tabiatı gereğidir.

    Halen yürürlükte olan en eski sistemleştirilmiş yazılı ulusal anayasa olarak bilinen Amerika Birleşik Devletleri Anayasası, 1787 yılında Pennsylvania eyaletinin başşehri Philedelphia'da kabul edilip, federasyonu oluşturan eyaletler tarafından (o zamanlar on üç taneydiler) değiştirilip onaylandıktan günümüze kadar, 10.000'i (on bin) aşkın değişiklik teklifi ile karşı karşıya kalmış olup, bunlardan on tanesi (1795, 1804, 1865, 1868, 1870, 1913, 1919, 1920, 1933, 1951, 1961, 1964, 1967, 1971, 1992) kabul görerek, 1787 Anayasası'na eklenmişlerdir. Çoğu anayasadan farklı olarak, Amerikan anayasasında değişiklikler, temel metinde revizyon yaparak değil, ana metne "amendment" dedikleri eklentilerle yapılır. Halen yürürlükte olan Amerikan anayasası bu yöntemle 27 kez değişikliğe uğramıştır.

    Fransa'nın ilk anayasası ihtilâlle birlikte gelir; 1789'da benimsenen monarşik anayasa 1790'da kıral tarafından onaylanır; 1791, 1793, 1795, 1799, 1814, 1830, 1848, 1852, 1875, 1940, 1946, 1958 yıllarında 18 kez değişikliğe uğrar. Ekim 1958'de kabul edilen son anayasaları da, sonuncusu 2007 Şubat'ında olmak üzere, yine on sekiz, revizyon geçirmiştir. Alman Anayasası ya da "Temel Yasa"sı, 1949 işgalinde Müttefikler tarafından geçici bir belge olarak hazırlanmış, gerçek anayasanın Doğu ve Batı Almanya'ların birleşmesinden sonra düzenleneceği varsayılmıştı. 1990'dan itibaren uygulamaya konulan anayasa, Almanların üstün ırk oldukları şeklindeki ideolojilerinin kökten reddiyesi başta olmak üzere, savaşa mesned teşkil eden düşünce biçimlerini yasaklarken, 1994, 2002 ve 2006 eklentileri ile revize edilmiştir.

    Dünyada ve bizde anayasa değişiklikleri...

    Birleşik Krallık'ın sistematize edilmiş yazılı bir anayasası yoktur. Anayasa işlevini, tüzükler, içtihatlar, uluslararası antlaşmalar da dahil olmak üzere, ülkenin nasıl işleyeceğini belirleyen yasaların bütünü üstlenir. Bu bağlamda, "yazılı" bir belge yoktur. Ancak, parlamento adabı, hanedanın ayrıcalıkları gibi yazıya dökülmemiş kurallar da İngiliz anayasasını oluştururlar. Yasa ile anayasa arasında teorik olarak bir fark olmadığından, İngiliz Parlamentosu yeni bir yasa çıkarmak suretiyle her an "anayasal reform" yapabilir. "Anayasa"nın yazılı ya da yazısız unsurlarını değiştirebilir veya iptal edebilir; ancak, hiçbir parlamento, kendisinden sonra gelen parlamentoların değiştiremeyecekleri bir yasa çıkaramaz. Birleşik Krallık anayasası egemenliğin tümüyle parlamentoda olduğu esası üzerine kurulduğundan, haklar, ayrıcalıklar veya kurallar değişmeyecek şekilde sağlama alınamazlar.

    Sistematize edilmiş yazılı bir anayasası olmayan bir diğer ülke de Yeni Zelanda'dır. 1986'da çıkarılan Anayasa Yasası, bazı kurumların yapılanmalarına ve yetkilerine ışık tutan bir rehber mahiyetindedir; birtakım yasaların, yargıç içtihatlarının ve âdet olmuş kuralların bütününden oluşur. İsrail'in de yazılı bir anayasası yoktur. Nedeni, 1948 bağımsızlık ilânında aynı yılın Ekim ayında yürürlüğe gireceği vaat edilen anayasanın dinciler ile laikler arasında mutabakat sağlanamaması ve zamanın Başbakanı Ben-Gurion tarafından "dünyadaki Yahudilerin büyük çoğunluğu İsrail'e yerleşinceye kadar" ertelenmiş olmasıdır. Halen, İsrail'in Temel Kanunları olarak bilinen yazılmamış anayasası, ülkenin siyasi yapılanmasını belirleyen dokuz kadar yasanın parçalarından ibarettir.

    Bize gelince: İlk anayasamız, Kanun-u Esasi'nin hazırlık çalışmalarına II. Abdülhamid'in izniyle Ekim 1876'da Mithat Paşa başkanlığında 28 kişiden oluşan bir komisyon tarafından başlanmış, Aralık 1876'da ilan edilmiştir. Mebuslar Meclisi ve Ayan Meclisi olmak üzere iki kamarası olan Osmanlı parlamentosunun (Meclis-i Umumi) 69'u Müslüman olan 115 mebusu, ilk kez 19 Mart 1877'de toplanmış, bundan bir yıl kadar sonra Şubat 1878'de, Sultan Abdülhamid tarafından yine Kanun-u Esasi'ye dayanarak, tatil edilmiştir. Otuz yıl aradan sonra 10 Temmuz 1908'de tekrar toplanan Meclis-i Mebusan, 1876 Kanun-u Esasisi'nde yapılması gereken değişiklikleri belirlemek üzere bir komisyon oluşturur. Bu komisyonun hazırladığı metin, 8 Ağustos 1909'da onaylanır. Sonuncusu 1918'de olmak üzere 6 kez değişikliğe uğrar.

    119 maddeden oluşan Kanun-u Esasi'nin ilk beş maddesi, padişahın ayrıcalıklarını tanımlayan maddelerdir. Bunları, Osmanlı vatandaşlarının genel hakları izler, ki, aralarında, Osmanlı Devleti'nin uyruğunda bulunan kişilerin tümüne "Osmanlı" denileceği, "Osmanlılar"ın tümünün, başkalarının özgürlüklerine müdahale etmemek koşuluyla, kişisel özgürlüğe sahip oldukları şeklinde maddeler vardır. Devletin resmî dini İslam olmakla beraber, kamu düzenine ya da genel ahlaka aykırı davranmadığı sürece, her Osmanlı vatandaşının din özgürlüğüne sahip olduğu ilân edilirken, 17. maddede yasa önünde tüm Osmanlıların eşit oldukları, kişilerin inançları hakkında önyargıya sahip olunmaksızın vatana karşı aynı hak ve ödevleri bulunduğu belirtilmekte, 18. maddede devletin resmî dilinin Osmanlı Türkçesi olduğu yer almaktadır.

    Vergilerin mükellefin gücüyle oranlı olarak salınacağı (20. madde), özel mülkiyete kamu araçları dışında ve yeterli bir tazminat ödenmeden el konulamayacağı (21. madde) karara bağlanmış, mesken dokunulmazlığı getirilmiştir. Yasaların kararlaştırdığı durumlar dışında, yetkililer meskene zorla giremeyeceklerdir. (22. madde) 26. madde ise işkence ve eziyetin kesin olarak yasaklandığını belirtir. Hakimler azlolunamayacaklar, mahkemelerde yargılama aleni olacak, herkes mahkeme huzurunda hakkını savunmak için gerekli gördüğü yasal araçları kullanabilecek, mahkemelere müdahale edilemeyecektir. İçtüzüğü çiğnemedikleri sürece, meclisin tüm üyeleri düşüncelerini söylemekte ve oylamaya katılmakta özgürdürler; haklarında bu eylemlerinden dolayı kovuşturma açılamaz. Hıyanet, Kanun-u Esasi'ye karşı hareket ya da rüşvetle suçlanan, hapis ve sürgün cezası alan mebusların üyelikleri düşer. Kanun-u Esasi, Mebusan Meclisi'nin üye sayısını Osmanlı uyruğundaki her 50 bin erkeğe bir üye olmak üzere saptamıştır. Dört yılda bir yinelenecek seçimlerde gizli oy esas olup, mebus adaylarının 30 yaşlarını tamamlamış ve Türkçe biliyor olmaları şartı vardır. Kanun-u Esasi, 1909, 1914, 1916, 1918 tarihlerinde değişikliğe uğramış, 31 maddesi değiştirilmiştir.

    İkinci anayasamız, Kurtuluş Savaşı yıllarında çıkarılan, savaş koşulları ve gereklerinin zorunlu kıldığı kuralları içeren 1921 Teşkilatı Esasiye Kanunu'dur. Cumhuriyet'in ilânından sonra yenilenen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, 1924 Anayasası ile sonuçlanır. 1928, 1931, 1934, 1937 yıllarında değişikliklere uğrayan 1924 Anayasası, 1945'te Türkçeleştirilmiş, 1952'de tekrar eski haline döndürülmüştür. 1960'ta, 1924 Anayasası'nın bazı hükümlerinin kaldırılması, bazılarının değiştirilmesine ilişkin geçici kanun ile Kurucu Meclis Teşkiline İlişkin Yasa onaylanmış, böylece hazırlanan anayasa taslağı Temmuz 1961'de halkoyuna sunulmuştur. 1961 Anayasası, yürürlüğe 10.282.561 geçerli oydan 6.348.191'ini alarak girmiştir. 1980 Anayasa Düzeni ve Milli Güvenlik Konseyi hakkındaki kanunları, 1981'deki Kurucu Meclis Hakkında Kanun izler. Kurucu Meclis'in hazırladığı yeni anayasa da halkoyuna sunulmuş, bu defa 18.600.313 geçerli oyun 16.945.546'sını alarak 1982'de yürürlüğe girmiştir. O tarihten sonra iki kez değişikliğe uğrayan 1982 Anayasası, AK Parti hükümetinin değiştirmeye talip olduğu anayasadır.

    Yasa ile anayasa arasında bir fark yok...

    "Anayasa" teriminin tanımları da farklıdır. Kimi yerde "Anayasa bir sistem olup, bir teşkilatın yönetim biçiminin temel kurallarını ve ilkelerini çoğu kez yazılı bir belgede sabitler. Ulus devletlerin söz konusu olduğu durumlarda, anayasa teriminden kasıt, belirli bir ulusal anayasadır ve söz konusu ulusun temel siyasi ilkelerini ve her hükümetin yetki ve sorumluluklarını tanımlar. Ulusal anayasaların çoğu aynı zamanda halkın bazı haklarını teminat altına alırlar."(1) şeklindeyken, kimi yerde de "Anayasa, ne bir belge, ne de bir belgede yer alan kelimeler koleksiyonudur. Anayasa, birbirimizin ve hükümetin yapmasına izin verdiğimiz şeyleri belirleyen halka egemen olan ideolojidir." şeklinde geçmektedir. (2) "Egemen ideoloji, halkın neyin münasip, neyin yersiz; neyin haklı, neyin haksız; neyin kabul edilebilir, neyin kabul edilemez; neyin uygulanabilir, neyin uygulanamaz; neyin saygın, neyin aşağılık olduğuna ilişkin değer yargılarının bütünüdür... Bir parşömenin üzerinde yer alan kelimeler, parşömenin ya da onları oraya yerleştiren insanların kaliteleri ne olursa olsun, devleti yapılandıran halkın geçerli inanç sistemine rağmen işlevsel olamazlar." Basın özgürlüğünü alın. Anayasa'nın 29. maddesi, "Süreli yayınlar, devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin veya bunlara bağlı kurumların araç ve imkânlarından eşitlik esasına göre yararlanır." demekle birlikte, halkın ideolojisi ile uyum içinde olmayan, dilerseniz sevimsiz, yayınların diğerleriyle eşit muamele görmüyor olmaları doğal karşılanacak, anayasanın bu maddesinin kadük kalması mesele edilmeyecektir. Bir başka örnek yabancı dilde eğitimdir. Anayasa'nın 42. maddesinin "Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez." şeklindeki açık hükmü, vatandaşların "ne var bunda?" şeklindeki düşüncesine ters düştüğü sürece işlevsiz kalacaktır.

    Neticeyi kelâm, meğer ki silâh zoruyla dayatılsınlar, anayasa değişiklikleri her an gelişen toplumsal yaşamın kaçınılmaz tatbikatlarındandır. Bu bağlamda, yeterli sandalye sahibi olan hükümetlerin topluma egemen olan ideolojiyi yansıtmakta kusurlu olduğunu düşündükleri anayasayı, dönemin dinamikleriyle çakışmasını sağlayacak şekilde yeniden düzenleme çabalarının yadırganacak bir yanı yoktur. Anayasaların müellifleri parlamentolardır. İster Prof. Velidedeoğlu, ister Prof. Aldıkaçtı, ister Prof. Özbudun başkanlığında bir heyet, ister TÜSİAD, ister TESEV, ister TOBB tarafından hazırlanmış olsun, önümüzdeki günlerde önümüze konması planlanan belge, Erdoğan Anayasası olarak anılacaktır; bereketli ve sürdürülebilir olması, mukadder gelişmeleri göğüsleyebilecek şekilde donatılmasıyla kaimdir. Bu donanımın yetersiz olması halinde, kusurları düzeltme görevi bir sonraki iktidara devredilecek demektir. Peki, ömrümüz "anayasa" tartışmakla mı geçecek? Evet, öyle. Yaşadığımız, dinamizmimizi kaybetmediğimiz sürece yeni düzenlemelere gereksinimlerimiz devam edecek. Netice itibarıyla, yasa ile anayasa arasında teorik olarak bir fark yoktur.

     

    ALEV ALATLI/ZAMAN

    yok yorum :: link
    { Sayfa 1 of 9 }
    <- : : Sonraki Sayfa ->

    Ayıraç kodları

    60'ıncı 'Güzel Sanatlar Kabinesi'
    16/9/2007<>18:17
    kategori: haber

    Kabineye giren yeni bakanlarla, hükümetin “yetenek” çıtası da yükseldi. Kürşad Tüzmen, yeni dönemde gölgede kalacak gibi... İşte yeni bakanların ilginç hobileri:

    Ebru TOKTAR'ın haberi

    Yüzme ve sualtı sporları konusundaki becerisiyle kabinenin önde gelen isimlerinden olan Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, yeni dönemde gölgede kalacak gibi görünüyor.

    Başbakan’a en yakın isimlerden biri olan Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, İSKİ ve DSİ Genel Müdürlüğü yapmıştı.

    Haliç’i temizleyen projenin başında yer alan Eroğlu İstanbul’un denizindeki büyük değişimi de suyun altında basın toplantısı düzenleyerek ispat etmek istemişti. Bu projesi için dalgıçlardan eğitim bile alan Eroğlu, “Haliç’in altında basın toplantısı” projesini gerçekleştirmedi, ama bu hayalinden hiç vazgeçmedi.

    Bakan Eroğlu farklı alanlardaki hobileri ile tanınıyor. İSKİ’de görev yaptığı sırada ebru sanatının ünlü üstatlarından Hikmet Barutçugil’den ders alan Eroğlu, sergi açabilecek kadar iddialı. Eroğlu, hat sanatına olan ilgisiyle de biliniyor. Bu nedenle kabinenin diğer bakanlarının özel davetiyelerini Eroğlu’na yazdırabileceği esprisi yapılıyor.

    BAKANIN GÖZÜ VİZÖRDE

    Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek ise “fotoğrafçılığa” gönül vermiş bir isim. Seyahat etmeyi sevdiği için gittiği mekanlara ilişkin gözlemlerini deklanşörü üzerinden yansıttığı söylenen Şimşek, sinema merakıyla da tanınıyor.

    Tayyip Erdoğan’ın avukatı yeni dönemde Başbakan Yardımcısı olan Hayati Yazıcı ise satranç merakıyla biliniyor. Stresini satranç masasında atmaktan hoşlanan Yazıcı, “şah-mat” yapamayınca rahatlayamıyor.

    Tam bir organik tarım tutkunu

    Ankara Sanayi Odası Başkanı iken politikaya atılan ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın başına getirilen Zafer Çağlayan, kışın ayda birkaç kez Palandöken, Kartalkaya ve Uludağ’a kayak yapmaya gidiyor. Haftada iki kez de tenis oynuyor. Müziğe olan tutkusuyla da bilinen Çağlayan, dost meclislerinde saz çalmasıyla ünlü. Saz merakının ardından piyanoya başlayan Çağlayan, bu konuda da iddialı. Çağlayan, oğlu için aldığı piyanoya merak sararak, ders almadan çalmaya başladı. Çağlayan tam bir doğa dostu. Çiçek ve sebze yetiştiriyor. Bakımları ile yakından ilgileniyor.


     

    yok yorum :: link
    { Sayfa 1 of 9 }
    <- : : Sonraki Sayfa ->

    Ayıraç kodları




    <
    <
    BAĞLANTILARIM

  • herkul
  • inkisla
  • mynet
  • sonpeygamber
  • cafesiyaset
  • sonhaber
  • haberx

  • ARKADAŞLARIM

  • mansur

  • erkambin

  • bulentergun

  • tugrul38

  • dinahlakokulu

  • bulent30

  • erhaanyilmaz

  • hsaydogan

  • ebubekirtoy

  • ebruzan58


  • SON YORUMLAR

  • cok zor artık...:(
    :) muhtesem bısey
    BİRGÜN (şiir) Değerli Bir Dosta
    Hoşgeldin...
    selam..
    merhabalar gardaş
    Sevgilerimle
    Oylar Demirbaşa
    Yanlış
    sayın vekil adayım


  • GAZETELER


    NAMAZ VAKİTLERİ
    EĞİTİM HABERLERİ
    YERELHABERLER


    ZAMAN SON DAKİKA HABERLERİ

    SOHBET VE MESAJ




    Harameyn
    VİDEOLARIM
    İNKİŞLA KASABASINDAN GÖRÜNTÜLER
    KABEDEN EZAN

    ESMA-ÜL HÜSNA

    ŞARKIŞLA İLÇESİ ENDÜSTRİ MESLEK LİSESİ BİYOGAZ ÜRETİM TANITIMI

    BAĞIMSIZ ADAY ABDURRAHMAN BOZTAŞ
    ALMANYADAN MEKTUP
    İLAHİLER
    Sesli Kuran-ı Kerim

    Kur'an'ı kesintisiz dinlemeniz için,
    Player ayrı bir pencerede açılacaktır.



    Sitemi Ziyaret Ettiğiniz İçin Teşekkür Ederim
    Photo11_8A( www.negatif.com )Photo10_8A( www.negatif.com )DSC00531( www.negatif.com )Photo31_28A( www.negatif.com )Photo23_22A( www.negatif.com )